İslam hukukunda ortaklıklar genel olarak şirket kavramı altında incelenir. Fıkıhta şirket; birden fazla kişinin mal, emek veya itibar birliği yaparak bir mülkiyeti paylaşması ya da kâr elde etmek amacıyla ticari faaliyette bulunmasıdır.
Klasik fıkıh sistematiğinde ortaklıklar temelde iki ana kategoriye ayrılır: Mülk Şirketi ve Akit Şirketi.
1. Mülk Şirketi (Şirket-i Mülk)
İki veya daha fazla kişinin bir mala veya hakka rızalarıyla ya da iradeleri dışında birlikte malik olmalarıdır. Bu ortaklık türünde doğrudan bir ticari işletme kurma amacı aranmaz.
- İhtiyarî (İsteğe Bağlı) Mülk Şirketi: İki kişinin kendi iradeleriyle bir evi, arsayı veya malı ortaklaşa satın alması ya da kendilerine bağışlanan bir malı kabul etmesi.
- Cabrî (Zorunlu) Mülk Şirketi: Tarafların iradesi dışında gerçekleşen ortaklıktır. En belirgin örneği miras yoluyla malların mirasçılara ortak kalmasıdır.
2. Akit Şirketi (Şirket-i Akd)
Kâr elde etmek ve ticari kazanç sağlamak amacıyla tarafların sözleşme (icap ve kabul) ile kurdukları ortaklıktır. Klasik fıkıhta (özellikle Hanefî mezhebi tasnifinde) akit şirketleri sermayenin türüne göre üçe ayrılır:
A. Emval Şirketi (Sermaye Ortaklığı)
Ortakların nakit veya ticari değer taşıyan malları sermaye olarak koyup ticari faaliyette bulunmasıdır. Bu ortaklık kendi içinde ikiye ayrılır:
- İnan Şirketi (Sınırlı Yetkili Ortaklık): Günümüz ortaklıklarına en çok benzeyen türdür. Ortakların sermaye miktarlarının, kâr paylarının ve yönetim yetkilerinin eşit olması şart değildir. Ortaklar sadece vekalet ilişkisiyle birbirine bağlıdır; birinin şahsi borcu diğerini bağlamaz.
- Müfâvada Şirketi (Tam Yetkili ve Eşit Ortaklık): Ortakların sermayede, kârda, dinde ve hukuki tasarruf yetkilerinde tam bir eşitlik içinde olduğu türdür. Ortaklar birbirinin hem vekili hem de kefilidir. Biri şirkete borçlandığında diğeri de tüm mal varlığıyla sorumlu olur. Şartlarının ağırlığı nedeniyle uygulaması oldukça nadirdir.
B. A'mâl / Ebdân Şirketi (Emek/İş Ortaklığı)
Ortakların maddi bir sermaye koymadan, sadece mesleki becerilerini, el emeklerini veya zanaatlarını birleştirerek kazanç sağlamak üzere kurdukları ortaklıktır.
- Örnek: İki terzinin, iki tamircinin veya iki mühendisin bir araya gelip iş alması ve kazanılan ücreti aralarında paylaşması.
C. Vücûh Şirketi (Kredi/İtibar Ortaklığı)
Ortakların ne nakit sermayeleri ne de zanaat becerileri bulunduğu, ancak piyasadaki güvenilirlikleri, itibarları ve kredibiliteleri sayesinde vadeli mal alıp peşin satarak kâr elde ettikleri ortaklıktır. Kazanç payı genellikle borcun kefalet oranına göre belirlenir.
3. Özel Ortaklık Modelleri
- Mudârabe (Emek-Sermaye Ortaklığı): Bir tarafın yalnızca sermaye (rabbü'l-mâl), diğer tarafın ise yalnızca emek ve işletmecilik (mudarib) sağladığı ortaklık modelidir.
- Elde edilen kâr sözleşmede belirlenen yüzdeler üzerinden paylaşılır.
- Zarar durumunda; işletmecinin kasıt, kusur veya sözleşmeyi ihlali yoksa maddi zarar tamamen sermaye sahibine aittir. İşletmeci ise sadece emeğini ve zamanını kaybetmiş olur.
- Müzâraa (Ziraat Ortaklığı): Bir tarafın araziyi, diğer tarafın tohum ve emeği vererek hasılatı belirlenen oranlarda paylaştığı tarım ortaklığıdır.
- Müsâkāt (Bahçe ve Sulama Ortaklığı): Meyve bahçesinin bakımı ve sulanması karşılığında mahsulden pay alma esasına dayanan ortaklıktır.
İslam Hukukunda Ortaklık Kurarken Dikkat Edilmesi Gereken Şartlar
İslam fıkhında bir ortaklığın meşru ve sahih olabilmesi için şu temel esaslara titizlikle uyulması gerekir:
- Sermayenin Meşruiyeti: Sermaye olarak konulan malın helal yoldan kazanılmış olması, dinen mal niteliği taşıması (mütekavvim olması) ve akit anında net bir şekilde belirlenmiş (belirsizlik/garar taşımaması) gerekir.
- Faaliyet Alanının Helalliği: Ortaklığın icra edeceği ticari faaliyet dinen yasaklanmış şeyleri (faizli işlemler, alkol, domuz eti üretimi/satışı, kumar vb.) içeremez.
- Kâr Paylaşımının Oransal Olması:
- Kâr paylaşımı mutlaka yüzde veya kesir olarak (örn: %60 - %40 gibi) kararlaştırılmalıdır.
- Ortaklardan birine kesinleşmiş sabit bir miktar (örn: "Sermayene karşılık ayda garanti 20.000 TL verilecek") taahhüt edilemez. Sabit getiri vaadi işlemi faize dönüştürür.
- Zarara Katılım Prensibi:
- İslam hukukunun temel kaidelerinden biri "Nimet külfet karşılığıdır" (el-harac bi'd-damân) ilkesidir.
- Emval (sermaye) ortaklığında zarar, her ortağın sermaye payı oranında karşılanır. Tarafların zarardan muaf tutulması veya zararın sermaye oranından farklı bir şekilde bir ortağa yüklenmesi caiz değildir.
- Açıklık ve Sözleşme: Ortakların yetki sınırları, sorumlulukları, ortaklıktan ayrılma koşulları ve tasfiye şartları sonradan ihtilafa yer bırakmayacak biçimde açıkça belirlenmeli ve yazılı hale getirilmelidir.