Aile Hayatı & Evlilik

Eşler arasında zamanla ortaya çıkan iletişim sorunları ve anlaşmazlıklar nasıl ele alınmalı?

Her evlilikte zaman zaman anlaşmazlıklar ve iletişim problemleri yaşanabilmektedir. İslam’a göre bu tür sorunlar karşısında öfke, kırıcı sözler ve küskünlük yerine hangi tutumlar benimsenmelidir? Tartışma sürecinde eşlerin dikkat etmesi gereken dini ve ahlaki sınırlar nelerdir?

Cevaplar (1)

Mehmet

İslam’da evlilik, karşılıklı sevgi (meveddet), şefkat (rahmet) ve sükûnet temeli üzerine kurulmuş ilahi bir sözleşmedir (er-Rûm, 30/21). Zaman içinde ortaya çıkan anlaşmazlıklar insan tabiatının doğal bir sonucu olarak görülür; asıl belirleyici olan bu ihtilafların hangi ahlaki zemin ve yöntemle yönetildiğidir.

1. Niyet ve Emanet Bilinci

  • Emanet şuuru: Kur’an-ı Kerim ve Nebevi öğretide eşler birbirine Allah’ın birer emaneti olarak takdim edilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır” buyurarak ev içindeki muameleyi dindarlığın en temel ölçüsü saymıştır.
  • Mükemmellik arayışından vazgeçmek: Hiçbir insan kusursuz değildir. Hadis-i şerifte belirtildiği üzere: “Bir mümin, mümin eşine buğzetmesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyundan hoşnut olabilir.” (Müslim, Radâ‘, 61).

2. Tartışma Sürecinde Dini ve Ahlaki Sınırlar

  • Dilin muhafazası (Kavl-i Kerîm): Tartışmalar sırasında hakaret etmek, aşağılayıcı lakaplar takmak, alay etmek ve beddua etmek dinen kesin olarak yasaklanmıştır (el-Hucurât, 49/11). Sözün en güzel, kırıcı olmayan ve yapıcı olanı tercih edilmelidir.
  • Geçmişi ve aileleri karıştırmamak: Çözüme kavuşmuş eski hataları sürekli gündeme getirmek ve karşı tarafın anne-babasını, akrabalarını hedef almak adaletsizliktir. İslam adalet anlayışı, her meselenin kendi bağlamında ve tarafların kendi sınırları içinde çözülmesini emreder.
  • Mahremiyeti korumak: Evlilik içerisindeki özel sırlar, zayıflıklar ve tartışma anındaki hassasiyetler asla üçüncü şahıslara karşı bir koz olarak kullanılmamalı veya dışarıya sızdırılmamalıdır.

3. Öfke ve Küskünlük Karşısındaki Nebevi Tutum

  • Öfke anında sükûnet tedbirleri: Resûlullah (s.a.v.), öfkelenen kimseye ayaktaysa oturmasını, oturuyorsa uzanmasını, gerekiyorsa abdest alarak susmasını tavsiye etmiştir. Öfke aklı örttüğü için o esnada sarf edilecek sözler telafisi güç kırgınlıklara veya akdin zedelenmesine yol açabilir.
  • Küskünlüğün meşru sınırı: Müslümanın müslümana üç günden fazla küs kalması caiz görülmemiştir (Buhârî, Edeb, 62). Eşler arasındaki iletişimsizlik veya "sessiz ceza" bir terbiye aracına ya da zulme dönüştürülmemeli; arayı düzeltmek için ilk adımı atan taraf hayırla anılmalıdır.
  • Yatağı ve meclisi bütünüyle terk etmemek: Anlaşmazlık yaşandığında evi terk etmek yerine, evin sükûneti içinde meselenin soğumasına fırsat tanımak esastır.

4. Kriz Çözümünde Kur'anî Yöntem: İstişare ve Hakem Müessesesi

  • Açık ve yapıcı iletişim (İstişare): Problemleri içe atmak yerine zamanında, sakin bir ortamda ve suçlayıcı olmayan bir üslupla konuşmak gerekir.
  • Tarafsız hakeme başvurmak: Eşlerin kendi aralarında aşamadıkları ve evliliğin devamını tehdit eden kronik anlaşmazlıklarda Kur’an, erkeğin ve kadının ailesinden adil, akil ve yapıcı birer hakemin devreye girmesini tavsiye eder (en-Nisâ, 4/35). Buradaki amaç kusurluyu teşhir etmek değil, sulhü ve uzlaşmayı tesis etmektir.

Sorunların çözümünde tarafların "haklı çıkma" arzusunu bir kenara bırakıp "huzuru ve rızayı koruma" gayesini öne alması gerekir. Affetmek, özür dilemeyi bilmek ve karşı tarafın çabasını takdir etmek, çatışmaları yıpratıcı bir kriz olmaktan çıkarıp bağı kuvvetlendiren bir olgunlaşma sürecine dönüştürür.

Cevap yaz

Cevabınız onaylandıktan sonra yayınlanır.

Kaynaklı ve açıklayıcı bir cevap yazın; biçimlendirme ve görsel ekleyebilirsiniz.